içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Veliler, Çocuklarınızla Arkadaş Olun

 Veliler, Çocuklarınızla Arkadaş Olun
Yıllar önce bir makale yazmıştım: Veliler, çocuklarınızla arkadaş olun.
Bu çağrıyı yaparken amacım; Enes Kara gibi evlatlarımızı koruyabilmek, onları korkularla değil anlayışla büyütebilmekti. Çocuklarımızı kendi hâllerine bırakmak değil; onları dinleyerek, güvenerek ve özgürlük bilinciyle hayata hazırlamaktı.
Ne yazık ki “özgürlük” kelimesi, bazı çevrelerde hâlâ yanlış anlaşılıyor. Özgürlük, ahlaksızlık değildir. Özgürlük; bireyin kendine güvenmesi, sorumluluk alabilmesi ve hayatın yükünü tek başına taşıyabilecek iradeyi kazanmasıdır. Özgürlük; başkasının gölgesinde değil, kendi ayakları üzerinde durabilmektir.
Bazı insanlar ruhlarının özgürlüğüyle yaşar. Hayat, onlar için bir ilham kaynağıdır. Ancak çocuklarımızı korkularımızla, dayatmalarımızla ve yasaklarımızla boğduğumuzda; onların değil, aslında kendi geleceğimizi karartırız. Çünkü kısıtlanan her duygu, bastırılan her düşünce bir gün daha ağır bedellerle karşımıza çıkar.
Terbiye meselesi ise sadece okulun ya da sistemin sorumluluğu değildir. Güzel terbiye üç temel aşamadan oluşur:
Birincisi aile terbiyesi,
ikincisi okul terbiyesi,
üçüncüsü ise bireyin kendini terbiye edebilmesidir.
Bu üç sacayağından biri eksik kalırsa, insanın karakteri de eksik kalır. Terbiye yarım olursa, insanın iç dünyası da yarım kalır.
Bugün bu satırları büyük bir üzüntüyle yazıyorum. Enes Kara gibi başarılı, umut vadeden bir tıp öğrencisinin yaşamına son vermesi; yalnızca bir ailenin değil, hepimizin yüreğini dağlamıştır. Filizlenmiş bir gülü dalından koparanlar, bu toplumun vicdanında mahkûm olmuştur.
Bu nedenle her veli, önce kendi çocuğunu tanımalıdır.
Ne istediğini, ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışmalıdır. Çocuğuyla hayatı paylaşabilecek kadar yakın, dertlerini konuşabilecek kadar güvenli bir bağ kurmalıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Yedi yaşına kadar çocuk, anne babanın emanetidir.
On dört yaşına kadar yönlendirmeye ihtiyaç duyar.
On dört yaşından sonra ise —uzmanların da altını çizdiği gibi— çocuklarımızla arkadaş olmak zorundayız.
Gelin çocuklarımızı maddi sıkıntılarımızla, toplumsal baskılarla boğmayalım. Bir lokma kuru ekmeği bile sevgiyle paylaşmayı öğretelim. Çünkü çocukları ayakta tutan şey, para değil; anlaşılmaktır.
Rabbim gençlerimizi korusun.
Enes Kara evladımıza rahmet eylesin.

Bu yazı 350 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum