-
Fikriye Ayrancı Keper
Tarih: 15-02-2026 17:31:00
Güncelleme: 15-02-2026 17:31:00
Gözlerinin İçi Gülen Kadın…
14 Şubat’a dair birkaç gerçek.
Bir kadının gözlerinin içi gülmüyorsa,
bunu makyaj kapatmaz.
Ne pahalı çiçekler,
ne gösterişli hediyeler,
ne de sosyal medyada paylaşılan mutlu fotoğraflar…
Çünkü gözler, gerçeği ele verir.
Kadınlar güçlüdür, evet.
Ama çoğu zaman güçlü olmak zorunda bırakıldıkları için güçlüdürler.
Herkesi idare eden, ortamın huzurunu sağlayan, kırılınca bile toparlayan taraf olmaktan yorulurlar.
Ve yorulan bir kadının ilk sönen yeri gözleridir.
Bir kadının gözleri sönmüşse,
bu bir gecede olmaz.
Yarım bırakılan cümleler,
geçiştirilen duygular,
“abartıyorsun” denilerek küçümsenen hisler birikir.
Kadın en çok anlaşılmadığında susar.
En çok yalnız hissettiğinde güçlü görünür.
En çok değersiz hissettiğinde “iyiyim” der.
Ama…
Bir erkek gerçekten yanında durduğunda,
kadın savaşmayı bırakır.
Savunmayı bırakır.
Hesap tutmayı bırakır.
İşte o zaman gözlerinin içi güler.
Bir kadını mutlu etmek zor değil.
Ama emek ister.
Tutarlılık ister.
Günü kurtaran romantizm değil, süreklilik ister.
Bugün çiçek alıp,
yarın görmezden gelmekle olmaz.
Herkesin içinde sevip,
yalnızken mesafeli olmakla olmaz.
“Ben böyleyim” deyip değişmemekle hiç olmaz.
Kadın romantik sözlerden etkilenir belki…
Ama kalbini açtığı şey davranıştır.
Onu değiştirmeye çalışmak yerine olduğu gibi kabul etmek,
zor zamanında yanında sessizce durabilmek,
hata yaptığında yüzüne vurmak yerine elini tutmak…
Bunlar gözleri güldürür.
Ve şimdi erkekler için bir gerçek:
Gözlerinin içi gülen bir kadın, bir erkeğin en büyük şansıdır.
Çünkü o kadın huzur getirir.
Yumuşaklık getirir.
Hayata umut katar.
Ama o huzur kendiliğinden oluşmaz.
Bir kadın değer gördüğünde çiçek açar.
Değer görmediğinde kabuğuna çekilir.
Ve kabuğuna çekilmiş bir kadını geri kazanmak,
başta onu mutlu etmekten çok daha zordur.
Kadınlar sadece sevildiğinde değil,
kendilerini güvende hissettiklerinde güzelleşirler.
Gerçek şu:
İlişkilerde kimse kahraman olmak zorunda değil.
Ama herkes sorumluluk almak zorunda.
Sevgi;
yük değil, destek olmalı.
Yarış değil, dayanışma olmalı.
Savaş değil, sığınak olmalı.
Bugün 14 Şubat.
Belki herkes hediyeleri konuşacak.
Belki vitrinler kırmızıya boyanacak.
Belki romantik cümleler havada uçuşacak.
Ama asıl soru şu:
Yanınızdaki insanın gözlerinin içine baktığınızda,
orada güveni görebiliyor musunuz?
Birbirinizi gerçekten duyuyor musunuz?
Haklı çıkmayı değil, birlikte kalmayı seçiyor musunuz?
Bugün değil, her gün birbirinizi yeniden seçebiliyor musunuz?
Çünkü gerçek Sevgililer Günü,
takvimde yazan bir tarih değildir.
İki insanın birbirine her gün yeniden emek vermesidir.
Eğer bir kadının gözlerinin içi gülüyorsa,
orada korku yoktur.
Orada belirsizlik yoktur.
Orada “acaba” yoktur.
Orada güven vardır.
Ve güven varsa,
hem kadın hem erkek gerçekten mutludur.
Bugün 14 Şubat ve dileğim;
Sevginiz gösterişten değil, güvenden beslensin.
Sözlerinizden çok davranışlarınız konuşsun.
Ve gözleriniz, kalbinizin huzurunu ele versin.
Gözleri gülen tüm sevgililerin
Sevgililer Günü kutlu olsun.
Sevgiyle kalın,
Fikriye Ayrancı Keper
Belçika – Genk
- 14 Şubat’a dair birkaç gerçek
- Bir Annenin Gözünden Epstein
- Sessizliğin Şiddeti ve Küslükle Çöken Evlilikler
- Gülümsemek Zorunda Kaldığımız Günler
- Gülümsemek Zorunda Kaldığımız Günler
- Gazze İçin İnsanlığa Çağrı:
- Mutlu Evliliklerin Sırrı
- Ah, Çocukluğumuzun O Güzel Günleri
- Otobüsün İçindeki Dünyalar
- İyi ve Kötü İnsanların Toplum Üzerindeki Etkileri
- Mutluluğun Peşinde
- Bir Fincan Kahvenin Sıcaklığıyla Isınan Yürekler*