içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İMANIN GÜCÜ İNANCIN ZAFERİ ÇANAKKALE

İMANIN VE İNANCIN ZAFERİ: ÇANAKKALE

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sessiz yığına,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğüm bu tümsek Anadolu’nda,

İstiklâl uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele

Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

Necmettin Halil Onan

 

 

 

Yeni Türkiye’nin önsözü, imanın ve inancın zaferi Çanakkale’dir…

 

İnsanlık tarihinin en büyük ve en çetin savaşlarından birinin yaşandığı Çanakkale’de, ecdadımız yine insanlık tarihinin en şanlı destanlarından birini yazmıştır.

 

Çanakkale, emperyalist zulmün bir devrinin battığı, büyük Türkiye’nin yeniden doğduğu yerdir.

 

Çanakkale; çok özlediğimiz devlet, millet, ırk ve mezhep kaynaşmasının; dayanışmanın, kardeşlik ve birlik ruhuyla bayraklaştığı bir meydandır.

 

Çanakkale; cihanın adalet ve hukuk devleti Osmanlı’ya son darbeyi vurmak için birleşen, başını İngilizlerin çektiği Siyonist-Haçlı ittifakına karşı; Türk, Kürt, Arap, Acem; Sünni-Alevi kardeşlerimizin omuz omuza mücadele ederek oluşturduğu sarsılmaz ümmet, devlet ve millet ittifakının zaferidir.

 

Çanakkale’yi “geçilmez” yapan; o ruh, o inanç, o vatan sevgisi, birlik ve beraberliktir. Ülke işgal altındayken şahlanan bu ruh, düşmanı işgal ettiği topraklarda yok etmiştir.

 

Cennet vatanımızın neredeyse her ailesinden, her köyünden bir yiğidin (şehidin) hiç yaşlanmadan yaşadığı bir cennet… Bütün milletimizin yüreğinin bir parçası bu şehirde!

 

Çanakkale!

Çanakkale, “manevi başkentimiz.”

Burası hepimizin şehri!

 

Emperyalist efendilerinin göndermesiyle, belki de ne için geldiklerini bile bilmeden bu topraklarda yatan; Mustafa Kemal Atatürk’ün,

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve rahat içinde uyuyunuz…” dediği öteki ana kuzularının bile…

 

250.000 şehidimizin, sayısız gazimizin ve ecdadımızın vatan ve Allah sevgisine karşılık olarak Cenab-ı Allah’ın milletimize bahşettiği “Çanakkale Ruhu”, milletimizin ve bütün mazlum milletlerin manevi dinamiği olmuştur.

 

Çanakkale’de Müslüman Türk’ün var gücüyle ateşle imtihanı sürdüğü Türk-İslam ordusu, Allah’a olan imanıyla akıl almaz derecede bir direniş göstermiştir. Bir tarafta şair-i meçhulün, “Giden gelmiyor, acep ne iştir?” dediği Yemen’de Anadolu evlatları direnmektedir. Çünkü Anadolu’nun güvenliği Yemen’den başlar.

 

Bizim milletimiz gibi düştüğü yerden kalkmasını bilen, esarete alışık olmayan, öldü zannedilirken yeniden dirilen başka bir millet yoktur. Eğer bugün Çanakkale ruhu bizi yeniden heyecanlandırıyorsa, bu kendi değerlerimiz üzerinde bir kez daha ayağa kalkıyor olmamızdandır.

 

Çanakkale ruhu, inanç değerlerimizle yoğrulan millî ruhumuzdur. Kur’an seslerinin Çanakkale Boğazı’nın yamaçlarında, Gelibolu’nun bayırlarında bir kanlı savaşın nakaratı olduğunu görebilenler ancak o ruhu anlayabilir.

 

Bizim millî ruhumuz; en son dinin Anadolu toprağında, insanımızın güzel hasletleriyle yoğrulan muhteşem yapısıdır. Bu millî ruh bugün, husumete vakti olmayan muhabbet fedailerinin ilhamlarını dünyanın dört bir yanına taşımalarıyla yeni bir sevdaya tutulmuştur.

 

Bu sevdanın tutkusuyla Çanakkale’deki aşkın heyecan birdir:

Yaşatmak… Yaşamak için değil, yaşatmak için sancı çekmek.

 

İnsanoğluna ait bu en yüksek duyguyu anlamayanlar, Çanakkale’de tamamı şehit düşen İstanbul Erkek Lisesi son sınıf talebelerinin ölüme koşmalarını anlayamazlar.

 

Halid bin Velid’in söylediği de buydu:

“Bekleyin, sizin dünyayı istediğinizden daha fazla ahireti arzulayan bir ordu geliyor…”

 

Çanakkale Zaferi, İngiliz ve Fransız donanmasına geçit vermemiş; bizim var olma kararlılığımızı perçinlemiş, hasımlarımızın bizi parçalamalarının önüne geçmiştir. Rusya’da Bolşevik İhtilali’ne zemin hazırlayarak Rus Çarlığı’nın Doğu Anadolu’yu işgalini de engellemiştir.

 

Ama Çanakkale’nin anlattığı başka şeyler de vardır:

 

Dili, rengi, etnik kökeni farklı millet evlatları vatan toprağında omuz omuza yatmaktadır.

İkincisi, 250 bin kaybımızın büyük çoğunluğu genç ve münevver nesildir. Yani biz Çanakkale’de bir milleti yeniden ihya edecek nesli kaybettik.

 

Bugün dirilişimiz, Çanakkale’nin anlattığını doğru anlamamıza bağlıdır.

 

Çökerken yeniden ayağa kalktığımız, bitirilirken küllerimizden doğduğumuz yeni Türkiye’nin önsözü olan Çanakkale Destanı’nın yıldönümünü kutluyoruz. Tam 14 ay 6 gün sürmüştür.

 

Adına medeniyet denilen çelik canavar bir tarafta, mazlum milletimiz bir taraftaydı. Yok etmek için modernize ettikleri tüm silahlarla saldırdılar. Gelibolu Yarımadası’ndan bizi yeniden sürmek istediler. Ancak “hasta adam” dedikleri devletin arkasındaki aziz milleti hesaba katamadılar.

 

“İlk saldırıda geçeriz, Marmara’da çay içeriz” diyenler, önce denizde büyük bir yenilgi yaşadı. Ardından karada Mehmetçiğin süngüsü, imanı ve vatan aşkıyla tanıştılar.

 

Bir destandır Çanakkale…

Bir milletin topyekûn destanıdır.

Bir derstir, ibrettir, örnektir.

 

Çanakkale ruhunun çocuklarımız ve gençlerimiz tarafından tanınmasını istiyoruz. Her evinden şehit, gazi çıkan bu büyük milletin birbirini yeniden tanıyıp seveceği yer, Çanakkale ruhudur.

 

Bu bir fırsattır; uyanış ve diriliş fırsatıdır.

 

Evlatlarımızın bilincine Çanakkale ruhunu, yüreklerine vatan sevgisini yerleştirmek; ülkemizin yüce değerlerini dünyaya tanıtmak için…

 

Bu toprakları “vatan” yapan şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

 

Saygılarımla.

 

Bu yazı 4064 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum